Türkiye ve Kürdistan’da son siyasal gelişmeler

Türkiye ve Kürdistan’da son siyasal gelişmeler

Türkiye işçi sınıfı ve emekçiler faşist iktidarın sömürüsü altındadır. AKP-MHP faşist iktidarı ekonomik krizin yarattığı sonuçlarla baş etmek, ekonomik krizin yükünü işçilere, emekçilere yüklemek ve gelişen/gelişebilecek karşı duruşları bastırmak için işçi sınıfı üzerindeki baskıları arttırdı, grevleri yasakladı, direnişleri polis şiddetiyle engellemeye çalışıyor. Ülke içerisindeki her türlü  demokrasi arayışı zorla bastırılıyor.

Parlamentoda üç milletvekilinin milletvekillikleri düşürülerek tutuklanmalarının ardından HDP’nin  Hakkari ve Edirne’den başlatmış olduğu ”Darbelere Karşı Demokrasi” yürüyüşüne polis her yerde yürüyüşçülere saldırdı. HDP’nin yürüyüşünü ve kitlelerle buluşmasını engellemek amacıyla vekillerin yürüyüşlerine saldırdı. Biber gazı kullandı, vekilleri tartakladı. Polisin ve AKP-MHP kliğinin Tüm engelleme ve provakasyon çabalarına rağmen HDP’nin yürüyüşü başarılı bir şekilde sonuçlandı.

Baroların statüsüne yönelik yeni yasaların çıkarılarak, baroların iktidara yedekleme yönlü politikalara karşı  Ankara’ya yürüme kararı alan baro başkanlarının başkente girişleri polis barikatıyla engellenmek istendi. Baro başkanları polis tarafından tartaklandılar, tehdit edildiler. Baro başkanlarının yol ortasındaki direnişi  24 saat sürdü. Direnişleri sonucunda baro başkanları yürüyüşlerini devam ettirdiler. Milletvekilleri tutuklanmakta, belediyelere kayyum atanmakta, seçilmiş belediye başkanları gizli tanıkların ifadeleriyle tutuklanmakta, hakkını arayan herkes ”terörist” ilan edilmektedir. Protesto yürüyüşü yapmak isteyen öğrenciler yerlerde sürüklenerek, işkencelerle gözaltına alınmakta. Faşist AKP-MHP iktidarı içeride ve dışarıda top yekün bir saldırı uygulamaktadır. Ekonomik olarak büyük bir kriz yaşayan faşist rejim bu krizden çıkışı kendi sınırları içerisinde ve sınır ötesinde askeri operasyonlarda aramaktadır.

Faşist AKP-MHP iktidarı içeride yaşadığı ağır ekonomik kriz ve siyasi olarak yönetememe halini atlatmak için her zaman sarıldığı Kürt düşmanlığına sarılarak , şövenizmi devreye sokarak kurtulma, nefes alma amacındadır. Sınır içi ve sınır dışında Kürtlere yönelik imha, gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla şövenizm geliştirilerek işgal ve ilhak saldırıları devam etmektedir.

Faşist TC 15 haziran tarihinde Irak Kürdistan’ına, Mahmur kampına ve Şengal’e dönük bir hava saldırısı başlattı. Ardından 17 haziran tarihinde Haftanin’e dönük karadan da işgal saldırısına başladı. Faşist TC hava saldırılarının ardından karadan da pençe-kartal, pençe-kaplan adını verdikleri operasyonlarla gerillaya yönelik saldırılar başlattılar. TC bu saldırılarda teknik üstünlüğünü kullanarak dağları, ormanları F-16’lar, SİHA ve IHA’larıyla bombalıyor. Hemen her gün Diyarbakır’dan kalkış yapan F-16’lar Irak Kürdistan’ını ve Medya Savunma Alanlarını bombalıyorlar. Bu saldırılarda bu güne değin onlarca kişi katledildi. Hava saldırılarından sonuç alamayan faşist rejim Medya Savunma Alanlarına yönelik bir işgal saldırısına girişmiştir. TC özellikle Medya Savunma Alanlarındaki işgalini kalıcı hale getirmek istemektedir. Ama onlarca savaş uçağının kullanıldığı bu saldırılarda öncelikli amaçları Kürt Ulusal Özgürlük Hareketinin önderliğini imha etmek ve böylece Kürt Özgürlük mücadelesini tasfiye etmektir. Önderliğe yönelik suikastler gerçekleştirilmektedir. Son olarak PKK Merkez Komite üyesi Kasım Engin katledilmiştir. TC’nin adına pençe-kartal adını koyarak  yürüttüğü kara operasyonu gerillanın direnişi karşısında başarısız kalmıştır. Gerilla karşısında başarısızlığa uğrayan faşist rejim daha da pevasızlaşarak hava saldırılarıyla  Süleymaniye ve Kobani’ye saldırmış, Kobani’de 3 Kürt kadını , Süleymaniye’de 2 sivil vatandaş katledilmiştir. Burada bir parantez açarak devam edelim. Faşist TC yönetiminin Irak Kürdistan’ına bu denli havadan ve karadan saldırmasının arkasında ABD emperyalizminin parmağı, payı mevcuttur. Hava sahasını kontrol eden ABD emperyalistleri bu saldırılara onay vermiş ve desteklemiştir. ABD emperyalistleri KDP çizgisinde işbirlikçi bir Kürt gerçekliği istemektedir. ABD emperyalistlerinin bölgede orta ve uzun vadeli planları vardır.

Faşist TC Cerablus, El-Bab işgaliyle başlattığı, Afrin ve Serekaniye, Gire-Spi  ile devam ettirdiği Rojava işgaline yeni halkalar eklemek istemektedir. Gerek Rojava’da gerekse de Irak Kürdistan’ında TC’nin planı uzun süre bu topraklarda kalmak ve buraları ilhak ederek kendi toprağı haline getirmek istemektedir. Bunun ”hukuki” ve ekonomik yollarını da döşemekten kaçınmamaktadır. İdlib, El -Bab, Serekaniye ve Afrin’de kaymakam atamaları yapılmış/ yapılmakta, PTT hizmet binaları açılmış ve en önemlisi de buralarda TL (Türk lirası) bütün ekonomik alanda geçerli hale getirilme çalışmaları başlatılmış, bu alanlara çuvallarla kağıt paralar gönderilmiştir. Yani açıkçası TC devleti Irak Kürdistanı ve Rojava’da işgalci ve ilhakçı bir konumdadır.

Faşist TC dört parça Kürdistan toprağında Kürt halkının elde ettiği her türlü kazanım ve demokratik mevzinin karşısındadır. Bundan dolayıdır ki Medya Savunma Alanlarına, Kandil’e yönelik  hava bombardımanları ,arkası gelmeyen kara harekatları…Ondan dolayıdır ki HDP’nin milletvekillerinin tutuklanmaları, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak hapsedilmeleri…vOndan dolayıdır ki, Selahattin Demirtaş’ın yıllardır hapishanede rehin tutulması…

AKP-MHP faşist iktidarı içeride kaybettikçe ”tek vatan,millet, bayrak” edebiyatıyla şövenizmi körükleyerek  Kürt halkına, devrimcilere saldırıyor. TC devleti Avrupa sahasında da özel faşist örgütlenmeler içerisinde olduğu bilinmeyen bir olgu değildir. Henüz bir kaç yıl önce Avrupa’da çeşitli paravan kurumlar üzerinden devrimci, yurtsever kişi ve kurumlara yönelik suikast ve saldırı yapmak amaçlı istihbarat yaptığı ortaya çıkarılmıştı. Faşistlerin bu son Viyana saldırısı da bu yazdıklarımızın ışığında düşünüldüğünde olayın bir tesadüf değil bilinçli, planlı bir saldırı olduğu kolaylıkla anlaşılır. Bu saldırı çok bilinçli ve planlı bir yönelimdir, ama faşist planlamacılar devrimcilerin, yurtsever güçlerin, anti-faşist güçlerin direniş duvarına çarpmışlar amaçlarına ulaşamamışlardır.

Faşist TC orta doğuda Osmanlıcı yayılma hayalleriyle gündemdedirler. Afrin’den Musul, Kerkük’e kadar olan alanları işgal, ardından da ilhak etmek sevdasındadırlar.

Faşist TC’nin Medya Savunma Alanlarına ve gerilla bölgesine yönelik gerçekleştirdiği işgal ve imha saldırılarına karşı birleşik mücadeleyi geliştirmek gerekmektedir.

Çeşitli milliyetlerden ve inançlardan emekçi halkımızı faşizmin saldırılarına karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.