73. Ferman, 3 Ağustos Şengal Ezidi Soykırımı

73. Ferman, 3 Ağustos Şengal Ezidi Soykırımı

Her toplumun dini inancı vardır. İnsanların ve oluşturdukları toplumların doğaüstü ve kutsal güç olarak gördükleri varlıklara, Tanrı veya tanrılara inancı içeren gizemsel bir olgudur din. Çağımızda coğrafi olarak ülkelere en yayılmış dini inançlar Hristiyanlık ve Müslümanlıktır. Ayrıca Hindistan’da Hinduizm, Budizm, Çin’de Konfüçyanizm, Japonya’da Şintoizm ve Budizm gibi yerel dini inançlar vardır. Bu dini inançlara sahip insanlar nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları ülkelerde zora ve baskıya maruz kalmazlar. Ancak burjuva demokratik devrimini yapmamış ve tamamlayamamış ve tarihsel olarak geri kalmış ülkelerde, din unsuru hala öne çıkan bir değer yargısıdır. Bu ülkelerde azınlığı oluşturanların dini inançları hakir görünür ve o inançta olan kesim/kesimlerin varlıkları yadsınarak, reddedilerek, dışlanarak baskı ve tahakküm altına alınır. Dolayısıyla bu kesimler devlet tarafından dini yaptırım altında tutulur.

Türkiye’de böyle bir ülkedir. Mevcut devlet Müslümanlığın dışında diğer din ve inançlara sahip kesimler üzerinde baskı, zor, şiddet unsurlarını devamlı hakim kılmıştır. Bu kesimlere karşı mevcut devlet erki tarafından dini baskı katmerli boyutlara tırmandırılmıştır.  Aleviler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler dini kimlikleri nedeniyle devamlı böylesi bir süreç içerisinde yer almışlardır. Bu devletin tarihi bu kesimlere yönelik baskıyla beraber nice saldırıların ve katliamların yer aldığı bir süreci barındırır.  Baskı, zor ve şiddet  mevcut devletin mayasında hep varolmuştur…

Ezidiler de dini inançları nedeniyle devamlı baskı ve zulüm altında tutulmuşlardır. Binlerce yıldır yaşadıkları topraklarda varlıkları kabullenilmemiş, devamlı dışlanmış ve  devamlı tecrit altında tutulmuşlardır. Oysa Ezidiler Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın en kadim toplumlarından biridir. İlk tek tanrılı din olan Zerdüşt dininin özünü savunmaları  nedeniyle kökenleri onlara indirgenir. Ancak Ezidi kavramı ilk kez 1153 yılında ölen Şaristani’nin kitabında geçer. Ezidi kimliğiyle varlıklarını devam ettirmişlerdir. Ancak Ezidilerin inancında ve tarihlerinde en etkili olan Şeyh Adiy’dir. Ezidilerle ilgili yazılı belgeler ona aittir. Bu nedenle Ezidiler O’nu peygamberleri olarak görürler ve Tanrı’nın temsilcisi olarak gördükleri Melek Tavus’un ruhunu Şeyh Aidy şahsiyetinde bütünleştirirler. Bu nedenle Ezidiler, Irak’ın Şeyhan Mıntıkası’nda olan Laleş Vadisi’ndeki Şeyh Aidy’in kabrini ziyaret ederler ve hacı olurlar.

Ezidiler tüm baskı, katliam ve soykırım fermanlarına rağmen varlıklarını bugüne değin devam ettirmişlerdir. Ama nasıl ve ne pahasına?! Baskı, zulüm, soykırım pahasına! Topraklarına ve yerleşim alanlarına saldırı pahasına! Mallarına, mülklerine ve yarattıkları her tülü değerlere saldırı yapılması ve gaspedilmesi pahasına! Tarihlerine bakıldığında devamlı katmerli baskı ve zulüm altında tutulmuşlar, saldırılara maruz kalmışlar, onlara yönelik  katliamlar ve soykırımlar yapılmıştır. Topraklarını antik çağdan günümüze değin devamlı ilhak eden devletler ve arkaik güçler verdikleri fermanlarla Ezidi toplumuna karşı devamlı soykırım uygulamışlardır. Son soykırım saldırısı DAİŞ tarafından 2014 tarihinde yapılmıştır. Bu Ezidilere yapılan 73. saldırıdır. Ezidiler her saldırıya ferman derler. Dolayısıyla DAİŞ tarafından yapılan son saldırı 73. Ferman’dır.

Bu saldırı geçmiş saldırıların aksine bizzat dünya gündeminde yer almış bir saldırıdır. Ama dünyaya hükmeden güçler bu saldırıya kayıtsız kalmışlardır… Saldırıya tavır alanlar Kürt Ulusal Hareketi ve devrimci, demokrat güçler olmuştur.

Ezidilerin Geçmişi Ve Bugünü…

Ezidiler Kürt kökenlidirler. Ama onları Müslüman Kürtlerden ayrıştıran Ezidi inancına mensup olmalarıdır. Tarihsel olarak Kürtlerin çoğunluğu Müslümanlaştıktan sonra azınlıkta kalan Ezidiler dinlerini devam ettirirler. Ve günümüze değin varlıklarını sürdürürler. Ama yukarıda değindiğimiz gibi devamlı tahakküm altında tutulma, katliam ve soykırımlara maruz kalma pahasına…

Ezidiler ulus olarak da Kürt’dür. Ulusal yapı, tarihsel olarak dine kıyasla yeni de olsa     bulunduğumuz çağın ve günümüzün mevcut koşullarına göre oluşmuş toplumsal yapıdır. Dolayısıyla geçmiş tarihte ulusal yapının olmaması, Ezidi Kürtleri ve Müslüman Kürtleri ayrıştırırken; uluslaşma süreci onları birleştirmektedir.  Daha açık bir deyimle Ezidiler, Kürt ulusuna mensup etnodinsel ve etnokültürel bir topluluktur. Elbetteki Ezidi inancı varlığını devam ettirmelidir.

Ezidi dini tarihsel kökenleri bakımından tek tanrıya tekabül eden dindir. Tanrı’ya Xweda (Huda) diyorlar ve ebedi olarak görüyorlar. Tanrı dünyayı yaratmıştır. Tanrı Huda yarattığı dünyayı Meleki Tavus’a devreder. Allah Meleki Tavus’tan insanlara hizmet etmesini ister. Ancak Meleki Tavus bunu gururuna yediremez, kabullenemez. Ezidelere göre Allah’ın Meleki Tavus’tan böyle bir şey istemesi “insanlara boyun eğmek, secde etmektir.” Dolayısıyla Allah’ın (Huda) bu istemi haksızlıktır. Çünkü Ezidilere göre insanların kalbinde kötülük vardır. Dolayısıyla kalbinde kötülük olan insanlara hizmet etmek onlar önünde “secde etmek” ve “kul, köle olmak”tır. Bunun için Meleki Tavus Allah’ın verdiği görevi reddetmiştir. Allah daha sonra ilk yarattığı ve en değer verdiği Meleki Tavus’a dünyayı yönetme görevini verir. Ve Allah dünyadan çekilir. Bunun üzerine dünyayı Meleki Tavus yönetir. Allah’ı temsil eder, kötülüklere karşı gelir, kötülüklere karşı iyiyi temsil eder ve dünyayı ve yardıma muhtaç insanları kötülüklerden korur. Ezidiler için Meleki Tavus Allah ile kendileri arasında aracıdır.

Her dinde olduğu gibi Ezidilerin de kutsal olarak gördükleri ibadetleri vardır. Onlar açısından yerine getirmeleri gereken ibadet türleri vardır.  Bunların içinde namaz, oruç, hac ve zekat türleri öne çıkar. Ezidiliğin kurallarını tümden savunanlar bu adetleri yerine getirirler. Ayrıca Ezidilerde de kendilerine özgü oruç türleri vardır. Ezidiliğin gereklerine tümden ısrar edenler bu oruçları tutarlar.

Ezidilik yaradılış, ölüm ve yeniden doğuşu içeren kozmik denge üzerine oluşan bir  inançtır. Bu inanca göre ölenler başka bir beden üzerinden tekrar Dünya’ya döneceklerdir. Ölümden sonraki yaşam kavramı Mezopotamya’nın Babil, Asur gibi uygarlıkların kültür ve değer-yargılarıyla benzerlikler içerir. Günde üç defa güneşe dönerek ibadetlerini yaparlar. Çarşamba günü onların kutsal günüdür.

Kısacası asırlardır varlıklarını sürdüren Ezidilerin günümüze değin devam eden tarihsel evrimlerine  kısaca değindik. Dini karakterlerine, örf ve adetlerine ilişkin kısaca vurgu yapmaya çalıştık. Ezidilik, haklarında en az bilgi sahibi olunan toplum olduğu için kısaca da olsa bu bilgilendirmeye ihtiyaç duyduk.

Ezidilerin yaşadıkları toprakları ilhak eden devletlerin onlara yaptıkları baskı, yaptırım, soykırım uygulamaları aynı zamanda bağrında sınıfsal baskı da içerir. Devletin ve şürekasındaki tüm gerici mihrakların yaptığı; Ezidilerin yaşadıkları toprakları ve ikame ettikleri arazileri ilhak ederek, onlar üzerinde siyasi, dini, kültürel baskı ve tahakküm oluşturarak, yaptıkları katliam, soykırım ve tehcirlerle vb. tüm saldırılarla Ezidilerin ürettikleri, yarattıkları tüm varlıklara, değerlere el koymak ve gaspetmektir. Bunu da onlar üzerinde gerici otorite tesis etmekle birleştirerek yaparlar. Böylece onların Ezidi kimliklerine saldırarak yerine getirirler.

Bunun sonucu Ezidilerin kendilerini özgürce idame ettirmelerine müsaade etmezler. Yarattıkları önyargıyla toplumdan tecrit etmeye zorlarlar. Ezidi kimliklerini dile getirmelerine müsaade edilmez. Toplum nezdinde yaratılan sanal algı ve ön yargılarla Ezidilere baskı unsuru oluşturulmuştur. Kürt ve Ezidi oldukları için yapılan baskı,  tahakküm ve soykırımlar Ezidileri binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan zoraki göçe zorlamıştır. Türk, Irak, Suriye vb. devletler kadim Ezidileri topraklarından tehcir etmişlerdir.

Şengal’de 73. Ezidi Soykırımı

Ezidiler tarihsel olarak en fazla Irak, Türkiye, Suriye ilhakı altındaki topraklarda yaşamışlardır. Yukarıda değindiğimiz gibi devamlı baskı ve soykırım görmeleri onları 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarından itibaren göçe zorlamıştır. Geçen yüzyılın başlarında başlayan ilk göçler daha çok Ermenistan, Gürcistan, Rusya gibi ülkelere olmuştur. 1877-’78 Rusya-Osmanlı savaşında Ermenistan’a doğru başlayan Ezidi göçü, 1915 Ermeni soykırımında da devam etmiştir. Soykırımda kendi yörelerinde sahip çıktıkları ve sakladıkları Ermenilerle birlikte, bazı Ezidi aşiretleri de Ermenistan’a göç etmişlerdir.

Ancak 20. yüzyılın son çeyreğinde ve 21. yüzyılın başından itibaren yapılan baskı, zulüm ve soykırımın daha üst boyutlara tırmanması, Ezidi göçlerini tekrar gündeme getirmiş, hatta daha artırmıştır. Nitekim bunun sonucu Ezidi göçleri Avrupa ülkelerine de yönelmiştir. Ezidiler Almanya, Belçika, İsveç, İsviçre gibi ülkelere göç etmiş ve yerleşmişlerdir. Özellikle 2014’de DAİŞ saldırısı ile yapılan son soykırım ile topraklarını terkeden Ezidi sayısı yüzbinlere çıkmıştır. Çevre ülkelere ve Avrupa’ya göç etmişlerdir.

Ezidilerin en kalabalık olduğu topraklar Irak-Kürdistanı içinde yer alan Musul’un batısında  olan Şengal ile Duhok vilayetinin bazı bölgeleridir. Daiş saldırısı öncesi Şengal Ezidilerinin nüfusu 550 bin civarındaydı. Türkiye sınırlarındaki Ezidilerin sayısı iyice azalmıştır. 1970’lerden sonra Batman, Viranşehir, Mardin, Midyat, Urfa, Amed gibi yerlerde yaşayan Ezidiler hızla göç etmişlerdir. Sayıları 1970’lere kadar 80.000 civarında – daha az ya da daha fazla da olabilir –  olduğu söylenen Ezidilerin bugünkü sayıları yüzlere kadar düşmüştür. Irak dışında Suriye, İran gibi ülkelerde de Ezidi nüfus vardır. Kısacası toplam Ezidilerin nufusu 800 bin ile 1 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

3 Ağustos 1914’de DAİŞ çetesi tarafından Ezidilere yönelik ferman saldırısı yapılmıştır.   DAİŞ tarafından yapılan bu saldırı 73. soykırımdır. Ortadoğu’nun en eski ve en kadim toplumu bir kez daha soykırıma maruz kalmıştır. Bu saldırı sonucu 10 binlerce Ezidi katledilmiş, binlerce kişi yaralanmıştır. DAİŞ soykırımla beraber Şengal topraklarını işgal etmiş, mal ve mülkleri yağmalamış, Ezidilere ait olan evleri, barkları yıkıma uğratmıştır. Tüm değerlere el koymuştur. Bu soykırımla beraber binlerce kadın kaçırılmıştır.   Pazarlarda satışa çıkarılmışlardır. Kaçırılan kadınlar ve küçük kızlar cinsel köleliğe zorlandı. Ve yine binlerce çocuk ve genç de bu çeteler tarafından kaçırılarak zulmedilmişler, kul ve köle muamelesine maruz bırakılmışlardır. Ayrıca Ezidi oldukları için bu çeteler tarafından çağdışı, arkaik ve katmerli zulüm ve baskı yapılmıştır.

Bu soykırım ve saldırılarla beraber, topraklarının DAİŞ çeteleri tarafından işgal edilmesi sonucu Ezidi nüfusunun önemli bir bölümü topraklarını terke zorlanmışlardır. Binlerce yıl yaşadıkları ve iyice haşır neşir oldukları topraklardan  menedilmişlerdir. Asırlardan beri gördükleri bir soykırımla bir kez daha karşı karşıya kalmışlardır.

Bu soykırıma hiçbir devlet müdahale etmemiştir. Görmezden gelinmiştir. Ezidilere yapılan soykırım ve tehcire bir kez daha kayıtsız kalınmıştır. Yüz yıl önce Ortadoğu’nun sınırlarını çizen ve kendi güdümlerine alan emperyalistler, bir kez daha mazlum bir halka yapılan saldırı ve soykırım karşısında sessiz kalmışlardır. Hatta saldırıyı yapan DAİŞ çetesini bizzat onlar yaratıp, Irak’ı, Şengal’i, Rojava’yı işgal etmesi için bizzat onlar yerleştirmişlerdir. Sonra da Ortadoğu’daki Türkiye, Irak, Suudi Arabistan, Ürdün, İsrail gibi müttefiklerini devreye sokmuşlardır. Onlar üzerinden DAİŞ, El-Nusra, El-Kaide, Heyet Tahrir el-Şam, ÖSO gibi cihatçı çeteler Ortadoğu halklarına saldırıya geçmişlerdir. DAİŞ de   bu minvalde Irak’a yerleştirilmiş ve Şengal’e saldırmıştır.

Şengal saldırılarına karşı Kürt Ulusal Hareketi karşı saldırıyla yanıt verir. 20 Aralık 2014’de Şengal’e akın eden Kürt Ulusal Hareketi, karşı saldırılarla 13 Kasım 2015’de DAİŞ’i püskürtür ve kontrolü ele geçirir. Bu mücadele içerisinde Ezidiler üzerinden Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) oluşturulur. Ve onlar da saldırılara karşı mücadele içerisinde yer alırlar.

Bu soykırım sonrası Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Ezidi İşleri Daire Başkanı Hayri Bozan yayınladığı raporla son durumu şöyle açıklamıştır:

-Irak’ta yaşayan Ezidi sayısı: 550 bin

-DAİŞ saldırısıyla göçe zorlananların sayısı:360 bin

-Yurtdışına göç edenlerin sayısı:100 binden fazla

-Kaçırılanların Sayısı:6 bin 417 (3 bin 548 kadın, 2 bin 869 erkek)

-Kurtarılanların sayısı:3 bin 509 kişi (bin 192 kadın, 337 erkek, bin 33 kız ve 947 erkek çocuğu)

-Kurtarılmayı bekleyenler:2 bin 908 kişi, (Bin 323 kadın ve bin 585 erkek)

-Babasız kalan çocuk sayısı:2 bin 745 kişi.

-Saldırının düzenlendiği ilk günden bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı:Bin 293 kişi

-Tahrip edilen türbe ve dini mekanların sayısı:68

Ayrıca Irak Kürdistan Parlamentosu (IKB) ve BM (Birleşmiş Milletler) İnsan Hakları Konseyi Ezidilere yönelik DAİŞ saldırısını soykırım olarak kabul etmişlerdir.

Ve saldırının yapıldığı  3 Ağustos tarihi Ezidi Soykırım Günü ilan edilmiştir.

Bu vesileyle Ezidi soykırımını kınıyoruz, lanetliyoruz!

Bu mazlum halkın ve diğer Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının verecekleri mücadeleyle kendilerini ezen, katleden güçleri eninde sonunda altedip nihai kurtuluşa ve özgürlüğe ulaşacaklarına inanıyoruz. Bu elbetteki birden ve hemen olacak bir şey değildir. Bu amaca kararlı, ısrarlı ve sağlam temeller üzerine oturtulan bir mücadeleyle ulaşılacaktır. İçinde bulunduğumuz mevcut durum bize umut vermeli. Çünkü uluslararası emperyalist sistem ve bağımlı pazarların yer aldığı süreç tarihsel olarak iyice fasit bir daire içine girmiştir. Bu durum önümüzdeki dönemin işçi sınıfının ve halkların daha radikal ve daha kararlı örgütsel mücadelelere gireceğinin göstergesidir. Bölgemizde verilecek örgütlü ve kararlı mücadele temelleri iyice sarsılan bölgenin arkaik devletlerini eninde sonunda alt edecektir.