Kıdem Tazminatı, işçilerin yüz yılı aşkın süredir verdikleri mücadele ile elde ettikleri önemli bir kazanım

Kıdem Tazminatı, işçilerin yüz yılı aşkın süredir verdikleri mücadele ile elde ettikleri önemli bir kazanım

Kıdem Tazminatı; 1475 sayılı yasanın 14.maddesinde belirtilen asgari bir çalışma süresini dolduran işçinin iş sözleşmesinin kanununda sayılan nedenlerden birisiyle son bulması durumunda işveren tarafından işçiye veya işçinin ölümü halinde mirasçılarına yapılan ödemedir.

Kıdem Tazminatı 1936 yılında 3008 sayılı kanun ile yürürlüğe girmiş, 1970lerde Kıdem Tazminatının kaldırılması ve bir fona aktarılması yönündeki kapitalistlerin talepleri yoğunlaşmıştır. AKP’nin neo-liberal tutumuyla 2002 yılında oluşturulan ‘Bilim Kurulu’ tarafından hazırlanan  Kıdem Tazminatı Fonu Kanun Tasarısı Taslağı bugünlerde , ‘Corona salgınının etkileri’ gerekçe gösterilerek yasallaştırılmak istenmektedir.

Kıdem Tazminatı , işçilerin yüz yılı aşkın süredir verdikleri mücadele ile elde ettikleri önemli bir kazanımdır. Zira , kıdem tazminatı sayesinde kapitalistler istedikleri anda işçileri işten çıkaramadıkları için kıdem tazminatı bir tür iş güvencesi anlamı taşımaktadır.  İş kanununda, AKPli yıllarda yapılan değişikliklerle, BES , Esnek çalışma, istihdam büroları vb uygulamaların hayata geçmesi işçilerin iş güvencelerini büyük oranda zayıflatmıştır. Yine son zamanlarda artan bir şekilde işten çıkartılan işçilerin ‘haklı fesih’,’istifaya zorlama’,’iflas’  vb. nedenlerle işten çıkartılmaları işçilerin güvenliğini zayıflatan  diğer etkenlerdir. Kapitalistlerin lehine olan bütün bu eğelerin varlığına rağmen , kapitalistler içindeki bulundukları ekonomik krizin yükünü tamamıyla işçilerin omuzlarına yıkmak istemekte bu nedenle de Korona Salgınını gerekçe göstererek işçilerin kıdem tazminatı hakkını ‘fon’a devrederek işçileri çok daha zor koşullarda çalışmaya mecbur etmek istemektedir.

Mevcut durumda erkek işçi askere gittiğinde, işçiler haksız nedenle işten çıkartıldığında, kadın işçi evlendikten sonraki 1 sene içerisinde, işçinin haklı nedenle işini bırakması halinde Kıdem Tazminatı ödenmesi gerçekleşirken ; yeni yasanın Kabul edilmesi halinde işçiler artık bu durumlarda Kıdem Tazminatı alamayacaklardır. Sadece Kıdem Tazminatının gasp edilmesi ile sınırlı olmayan ama aynı zamanda 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerin Belirli Süreli İş Sözleşmeleri ile çalıştırılmalarını da getiren yeni yasa işçiler açsından Kabul edilemez hak gaspları ile doludur.

AKP Hükümetinin ‘İstihdam Kalkanı’ adı altında ilan ettiği ve daha önce uygulamaya konulan esnek üretime ilişkin uygulamalara yenilerinin eklenmesi , Bireysel Emeklilik Sistemi adı verilen uygulamanın Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı verilen yeni uygulama ile tamamlanması işçilerin kıdem tazminatı, iş güvencesi , emeklilik hakkı gibi en temel kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen saldırıların parça parça hayata geçirilmek istendiğini göstermektedir. Örneğin mevcut belirli iş sözleşmesinde  kapitalistlerin işçiyi dilediği zaman işten çıkarmasını engelleyen  ‘objektif koşul’ gerekliliği yeni düzenleme ile ortadan kaldırılmakta , bu ise işçilerin iş güvencesi olmadan çalıştırılmasının koşullarını yaratmış olmaktadır.

Yeni uygulama ile işçilerin kıdem tazminatı hakkı 10 yıl çalışma zorunluluğunu getirmektedir. Mevsimlik işler, Turizm , İnşaat , Karayolları vb iş kollarında çalışan işçilerin durumları düşünüldüğünde dönemsel çalışmalar ile 10 yıllık sürenin tamamlanmasının bir kaç 10 yıla yayılacağını söylemek yanlış olmayacağı gibi bu durumda aslında önemli oranda işçinin 10 yıl çalışma zorunluluğunu elde edemeyeceği ve böylelikle kapitalistler tarafından kolaylıkla işten çıkarılabileceklerini söylemek de yanlış olmayacaktır. Zira yapılmak istenen de aslında tam olarak budur. Bu ise Kıdem Tazminatının varlık nedeni ile temelden çelişen bir durumdur ; çünkü Kıdem Tazminatı  emeklilik ikramiyesi ile aynı şey değildir ve Kıdem Tazminatı işçinin çalıştığı sürede yaşadığı yıpranmanın karşılanması , işsizlik durumunda hiç değilse yemek içmek barınmak  gibi günlük zorunlu ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayacak olanaklara sahip olabilmesi demektir. Kapitalistler , örneğin asgari ücretle geçinen işçileri diledikleri zaman işten çıkartmak ve onları Fondan sağlanacak işsizlik geçim ödeneğine mahkum etmek istemektedirler. Bugün Türkiyesinde  asgari ücret işsizlik geçim ödeneği ile ne kira ödemek , ne beslenmek mümkündür ; bu açıkça işçileri ölüme , artan miktarda kitleyi sefalete mecbur etmenin yasallaştırılması demektir.

Mevcut Kıdem Tazminatı hesaplamasında son maaş esas alınırken yeni düzenleme ile son takvim yılının  ortalamasının alınması uygulaması yasallaştırılmak istenmektedir. Bu ise , Kıdem Tazminatı ödemelerinde ödenecek tutarı azaltamaya yarayacak bir tedbir olarak kapitalistler tarafından hayata geçirilmek istenen başka bir hak gaspıdır.

Kıdem Tazminatı hakkının gasp edilmesi , sınırlandırılması , mevcut şartların değiştirilerek başka bir takım şartlara bağlı hale getirilmesi  işçi emekçilerin haklarının gasp edilmesi , işçi emekçilerin zor koşullarda çalışmaya mecbur edilmesi demektir. Kapitalistlerin istedikleri zaman işçileri işten çıkarabilmeleri yasallaştığı taktirde işin yapılması için gerekli olandan çok daha az işçi çalıştırarak işçi maliyetini azaltma ve daha fazla kar elde etme amacını güdecek kapitalistlerin olacağı kesindir. İşçiler ise bu koşullarda işlerini kaybetmemek için örneğin 6 işçi gereken yerde 3-4 işçi çalışacak , daha fazla emek sarf edip daha fazla sömürülecek ve çok daha fazla yıpranacaklardır. Üstelik bunun karşılığında kendilerine kapitalistlerin tek vaadi iş güvencesi olmadan çalıştırılmak olacaktır.

Türkiyede kapitalistlerin AKP aracılığıyla Kıdem Tazminatı hakkını gasp etmeye yönelik girişimleri gündeme geldiğinden beri DİSK,Türk-İş gibi sendikaların bir yandan ‘direnişte bulunacaklarını söylerken diğer yandan ‘önümüze gelsin bakarız’ tutumunda oldukları görülüyor. Oysa  işçilerin kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesine yönelik tartışmayı dahi uygun bulmadıklarını söylemeleri gerekir. Ancak,elbette ki bu sendikaların kapitalistlerle iş birliği yapan ya da kapitalizmin duvarlarının ötesini tahayyül edemeyen sistem içi sendikacılığının başka bir tutum gösterebilmesi de olası değildir.

İşçilerin kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesine karşı direniş atölyelerden fabrikalara ilmek ilmek örülmek zorundadır . Türkiye devrimci sosyalistlerinin hedefi , işçi sınıfının ekonomik olarak hak saldırısına uğradığı bu koşulları işçilerle bir araya gelmek ve onların ekonomik taleplerine siyasal bir içerik kazandırarak , onları devrimci bir program etrafında örgütlemek olmalıdır. Siyasi bir içerik kazandırılmayan ve salt işçilerin hak gaspına uğramalarının engellenmesine yönelik bir faaliyetin kendisi  ekonomizmdir; ne yazık ki şimdiye kadar ki birçok işçi–emek direnişinde yapılan da budur. Devrimci sosyalistlerin amacı Kapitalizm sınırları içerisinde işçilerin müreffeh yaşam koşullarına sahip olmalarını sağlamak değil ; işçilerin ekonomik,siyasi sorunlarını devrimci bir program etrafında örgütlemek ve onların öncülüğünde kapitalist sistemi ortadan kaldırmak olmalıdır.

Tüm dünyada kapitalistlerin korona salgınını içinde bulundukları krizi aşmak için bir fırsata çevirmeye çalıştıklarını ve bu bağlamda esnek  ve güvencesiz çalışma uygulamalarını  hayata geçirmeye çalıştıklarını görüyoruz.  Bunun engellenmesi işçi sınıfının güçlü karşı koyuşu, yaygın ve kitlesel eylemlerle mümkün olabilir.