6. Filoyu Denize Döken Anti-Emperyalist Bilinç Yolumuzu Aydınlatıyor

6. Filoyu Denize Döken Anti-Emperyalist Bilinç Yolumuzu Aydınlatıyor

Vietnam işgal savaşında kullanılan yedincisi gibi 6. filo da bölge halklarına, emperyalist kapitalist sistemin zor ve kudretini göstermek için kullanılıyordu. 6. filo 60’ların başından itibaren Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu halklarına güç göstermek için bölgedeydi.. İkmal ve „erlerin ihtiyaçları“ için Türkiye limanlarına yanaşması bölge halklarında yoğun tepkiyle karşılanıyordu. Özellikle 1967’de binlerin katılımıyla gerçekleşen protesto gösterileri bu tepkinin ne denli büyük olduğunu gösteriyordu. Bir yıl sonrasında ise günlerce öncesinden başladı karşılama hazırlıkları. 18 Temmuza, bir gün önce Vedat Demircioğlu yoldaşın polis tarafından katledilmesi ve Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının aranır duruma düşmesiyle gelindi.

Vedat yoldaşın katledilmesi haberiyle 18 Temmuzda Taksimde toplanıldı. Deniz ve arkadaşlarının yoğun ajitasyonlarıyla kitle Dolmabahçeye, eylemlerin ana hedefi olan 6. filonun demirlediği bölgeye yönlendirildi. İşte burada tarihe 6. filonun denize dökülmesi olarak geçen, o zamana kadar71 silahlı mücadele ve zora dayalı devrim çıkışında köklerini bulan Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin anti-emperyalist bilinç yönünde en önemli sıçramasıdır 6. filonun denize dökülmesi. O zamana kadar salt teorik tartışma düzleminde ortaya konan anti-emperyalist mücadele, ilk kez pratiğe geçirilerek, „tatli sulardan“ „denizlere“ açılınıyor, düzen içi muhalefetten kopuşmanın ilk adımları atılıyordu.

60’ ların sonlarında emperyalist işgal saldırıları ve özellikle Vietnam işgal savaşının tetiklemesiyle Avrupa ve Amerika metropollerinde muhalif gençlik hareketleri filizlendi. Bu hareket yoğun sokak eylemleriyle öne çıktı, emperyalist merkezlerde büyük etki bıraktı. Daha sonraları, bileşen kitlesi 68 kuşağı olarak adlandırılan bu gençlik hareketi, emperyalist merkezlerden gelen politik kuşatma saldırılarıyla kısa sürede -tamamı değil ama- ana gövdesiyle hedeflerinden uzaklaştırıldı ve sönümlendi. Bugün düzen içi eksik ve gediklerin onarılması sloganlarında kendini bulan hareket, ana gövdesini oluşturan gençlik önderlerinin sistem içinde buldukları yerle birlikte nostaljik bir dönem adlandırması halini aldı. Başka türlüsü de beklenemezdi; sınıf temelli gelişmeyip bir tepki hareketi olarak kalan tüm hareketlerin sonunda sistemle buluşmaları önünde hiçbir engel yoktur.

Yakın zamana denk gelmesinden dolayı, aynı cümlede bir araya getirilen, Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin kökleri, nitelik olarak „68 kusağı“ olarak adlandırılamayacak kadar derindedir. Emperyalist işgal saldırılarına tepkideki ortak motivasyonu solumanın yanında, 71 zora dayalı devrim cıkışı sınıfsal , ideolojik ve politik olarak çok daha derin köklere sahiptir. İddia edildiğinin ve entelektüel gevezelerin küçümsemelerinin aksine; dünya devrimlerini irdelemedeki çaba, emperyalist-kapitalist sis-tem çözümlemeleri, işçi sınıfı, yoksul köylülük ve gençlik üzerine yapılan -ve pratikle savunulan- tespitler 71 devrimci çıkışının emperyalist metropoller de gelişen 68 hareketiyle kıyaslanamaz üstünlüğüdür. Bu hareketin kökleşmesi ve 50 yıldır kesintisiz silahlı devrim mücadelesine başlangıç olması bunun kanıtıdır.

71 zora dayalı devrim çıkışını besleyen sadece savaş karşıtlığı, doğanın tahribatı değil, bunlarla birlikte; Türkiye ve Kürdistan’da gelişen isyan ve direniş , grevler, toprak işgalleri, ayaklanma ve fabrika işgallerine ulaşan sınıf hareketi, Sovyet, Çin ve Küba devrimlerinin sosyalist deneyimi, Vietnam, latin Amerika ve Afrika ulusal kurtuluş deneyimleriyle birlikte özellikle Filistin devrim mücadelesidir.Ve tüm bu saydıklarımızı sadece düşünsel bir çözümlemeyle yetinmeyip, bizzat eylemin içinde olmalarıdır. Köklerimiz, gelişen sınıf hareketi içinde olduğu gibi, gelişen dünya devrimlerinin de içinde olmuşlardır.

Hareket çıkışından itibaren, emperyalist-kapitalist sisteme karşı olan mücadeleyi sadece ülke sınırlarına hapsetmeyip, bununla birlikte anti emperyalist mücadeleyle birleştirip, sistemin bütününe karşı savaş başlattı. Buradan hareketle başta Filistin devrimiyle olmak üzere dünya devrimleriyle enternasyonal dayanışma pratikleri yarattılar. Onların bu kararlı devrimci pratikleri günümüzde Türkiye ve Kürdistanlı devrimcilerin anti emperyalizm konusundaki sağlamlığının temellerini atmıştır.

6. Filoyu denize dökenlere karşı Kanlı Pazar kıyımını organize eden dinci faşistler bugün iktidardalar. Mücadele sürüyor. Devrimci önderlerimizin uzlaşmazlığı cürreti ve kararlılığı birleşik devrimimizin yolunu aydınlatıyor