1 Haziran 2004 PKK hamlesi

1 Haziran 2004 PKK hamlesi

Kürt Halk önderinin 1 Haziran öncesi ya savaşın ya teslim olun ikilem duruşuna son verin talimatı bu dönemi en veciz şekilde özetler niteliktedir. Tabii 1 Haziranın dönemini sadece savaş, savaşamama noktasında da ele almamak gerekir. PKK ideolojik olarak İmralı süreciyle birlikte kendini yenilemekteydi. Savaşın önemli ayağı ideolojikti. İdeolojik yenilemeyle, pratiğe nasıl geçileceği sorunuydu. Esasta zorlanan nokta buydu. Bir nevi yeni ideolojiyle nasıl başlangıç yapacağını bilip bilmemeyle ilgiliğiydi. Doğru kavrayış sorunu doğru uygulamama sorununa dönüşmekteydi.

1998 komplosu sonuç vermiş Kürt halk Önderi uluslararası komployla Türkiye’ye teslim edilmişti. Önderlik hareketti olan PKK fiziki olarak Önderliğinden kopartılmıştı. Önderliği ağır tecrit alına alınmıştı, örgütüyle günü birlik ilgilenme durumu ortada kaldırılmıştı. Ülkede geri çekilme ateşkes durumu yeni ideolojik yenilenme, toparlanma için iyi bir eğitim vesilesi kılınabilinirdi. Ama reel sosyalizmin ağır iktidar devletçi milliyetçi ideolojik sorunları yeni geçiş yapmada zorlayıcı olmaktaydı.

Yeni ideolojik değişimi kavramayı, uygulamayı geciktirmekteydi. 5 yıllık ateşkes durumu PKK nin direnişçi çizgisini akamete uğratacak fırsatta çevrilmek istenmekteydi. Uluslararası komplonun beyni olan İngiltere gövdeyle oynarız oyunu devredeydi. Bu oyun Botan, Osman’la karşılığını bulmuştu. Özgürlükçü kadın duruşuyla kendini kanıtlamış PKK sosyal yaşam adına kadını düşürmek, düşürülen kadınla egemenlikçi erkek iktidar anlayışını hâkim kılmak istemekteydi. Yani kadını kendine köle etme, köle kadınla köle Kürt toplumuna dönüş yapmaktı. Osman, Botan ve başka kaçkıncıların bir kadın alıp mücadelede kopuşlarını böyle analiz etmek abartılı olmayacaktır.

PKK küçük burjuva sahte sosyal reform adıyla reforma edilecek, devrimci özgürlükçü anti-kapitalist, anti ilkel milliyetçi iktidar çizgisinden uzaklaştırılarak sistem içi partiye dönüştürmek hedeflenendi. Ancak bu hedef 1 Haziran hamle kararıyla tamimiyle boşa çıkarılmış oldu. Bir nevi oyun kurucuların bu dönemin içe dönük komplo tezgahı olmaktaydı. Tezgâh PKK’yi KDP’nin ilkel milliyetçi erkek egemenlikçi iktidar çizgisine çekilmesiydi. Uçurum aşamasına gelmiş PKK dışa karşı müdahaleyi engelleme yanında, iç tasfiyecilikle ciddi mücadele içinde olmak zorundaydı. Bu müdahalede bulunmaz gecikirse PKK’nin kaybı büyük olacaktı. PKK’nin kaybetmesi özgürlükçü Kürtlerin ve bir bütün Ortadoğu halkları kaybetmesi anlamına gelecekti.

Bu gerçeği gören Sayın Abdullah Öcalan bunun üzerine müdahale gereğini duyarak ya savaşın ya teslim olun diyerek ikilemli olan bu durumun aşılmasını işaret etmekteydi. Bu ikircikli halinizle daha fazla devam edemezsiniz demekteydi. Elbet gecikmelide olsa bu çağrı yerini buldu ve Botan Osman ihanetinin PKK’yi ilkel milliyetçi ve uluslararası güçlerin payandası yapma emelin önüne geçilmiş oldu. 2002 ile 2004 arası ihanet zafer çizgisinin en sert PKK iç soğuk savaş kavga dönemi olmaktaydı. Devrimci halk savaş çizgisi mi galebe gelecek, Kürt ilkel milliyetçi ihanet çizgisi mi galebe gelecek? Bu iki çizginin çatışmasıydı. Çatışan bu iki çizgi yeni özgürlükçü doğuş sancılarını kesinleştirmekteydi. Özgürlükçü doğuşu geciktirmekteydi. Doğuş sancıları adeta annenin canhıraş seslerine dönüşmekte dalga dalga ses olup kulaklara yüreğe bilince çarpıp durup durmaktaydı. Bir daha beş bin yıl öncesi erkek egemenlikçi iktidara karşı tanrıça İnananın yalancı hırsız kral Marduka karşı feryadının dünden bugüne güncellenmiş çığlıyıydı. Bu çığlık yanında Enkudi ihanetinin Osman Botan sahsında boy vermesi ve Özgür Kürt olan Humbabayı yok etmenin kavgasının zuhur etmesiydi.

2004 1 Haziran hamlesi gerçekleşmeseydi ne olurdu? Elbette Enkudi ihanetinin Osman Bostan sahsında tekrar günceleşmesi olurdu. Yani Özgür Kürt Humbabanın katledilmesi ve Srilanka modellinin Kürdistan da hayat bulması olurdu. PKK’nin özgürlükçü demokratik sosyalist ulus çizgisinin tasfiyesi gerçekleşirdi. Bu yenilgi mümkün olsaydı, bugün ne orta doğudaki birçok devrimci zafer atılım yanında Rojava devrimi olurdu ne de DAİŞ yenilirdi. Kazanacak olan yerli gericilik ve hegomonik güçler olacaktı. Hegemonik güçlerin bugün orta doğuda at koşturması daha kolaylaşmış olurdu. Büyük Ortadoğu projesi denilen durum daha kolay dizayn edilir, Sovyetlerin çöküşüyle adlandırılan Yeni Dünya Düzeni daha kolay pratikleşir, yol alırdı.

Kapitalist modernite ile demokratik modernitenin PKK sahasında ideolojik çatışmasıydı bu dönem. 70 yıllık Sovyet rejimin son bulmasıyla Rusya yeni kapitalist modernitenin boy veren hegomonik gücüydü. Varşova paktı lav olmuş. Doğu Avrupa ülkeleri yanında, Ortadoğu Latin Amerika ulusal kurtuluş hareketleri üzerinde olan Sovyet etkisi belirleyici olmaktan çıkmıştı. Bu durum boşluk yaratmaktaydı. Bu boşluğu doldurmanın ilk provokasyon eylemi ikiz kuleler oldu. Bu provokasyonu oğul Bush fırsatta çevirerek  İslam fobisi adı altında orta doğuya giriş fırsatına çevirdi. Sadam’ın Kuveyt’tin işgaline onay veren daha sonra bu onaydan vazgeçen ABD canlı TV görüntüleriyle Sadam’ın kötücülüğünü işlerken,kendisinin zalim karşısında ezilenlerin özgürlükçü ülkesi olduğunu maniple etmekteydi.

Bu özel savaş psikolojisiyle. İnsanlar etkilendi kahrolsun Saddam derken ABD nin orta doğuya girişini alkışlayan duruma gelmekteydi. İşbirlikçi ajan KDP YNK Amerikancı kesilerek Amerikan’ın destekçisi durumuyla hareket eder pozisyonuyla safını Amerika’dan yana belirlemekteydiler. PKK iflah olmaz kabul edilerek, PKK’yi içte parçalama etkisiz hale getirme ABD ile ortak akort edilen siyaset olmaktaydı. Osman Botan, Kani vb. bu parçalamaya memur kılınmış kişilikler oldu. Bu ihanetçilere karşılığından ne verildi? Tabi ki Botan Osman’a tas yalayıcılığı, KDP, YNK’ye parçalanmış Süleymaniye Hewler odaklı güney Kürdistan baş edilmiş oldu.

1998 de Kürt halk önderinin Suriye’de çıkarılması, 2012 Tunus seyar satıcının yakma olayıyla başlayan Arap baharın taşların bu hamleyle başlangıç yaptı. 1990 dan Saddam’la başlayan müdahale süreci 1998 e geldiğinde PKK nin müdahalesine dönüşerek Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’de çıkışı ve Türkiye verilmesi ABD yada o dönemin uluslararası koalisyon güçleri için yol temizlik operasyonuydu. Abdullah Öcalan’la başlanan müdahale, Botan Osman ihanetiyle tamamlanmak istenilmekteydi. İngilizlerin deyimiyle baş gövdede kopartılacak, gövdeyle kolay oynanılacak sonuç alma operasyonuydu.

Kürtlere biçilen rol işbirlikçi yeni İsrail ayarında bir devletçikti. Özgür kürdün varlığı tercih edilen değildi. Tercih edilen ajan işbirlikçi, köle Kürttü. Botan, Osman buna evet diyen tiplerdi. Gönüllü olarak kölelik için kendini sunanlardı. İşte bu sancılı süreç 1 Haziran 2004’e  çıkışini yapmayı ivedi hale getirmekteydi. 1Haziran çıkışı olmasaydı, çürütme ihanetçi plana fren yapılmaz çıkış gerçekleşmemiş olurdu. Almanya’nın Kani Yılmaz’a destek çıkmak istercesine ateşkesin devam ettiği 2002 10 Kasımda PKK’yi Terörist listesine alması da manidardır. Bu kararla  ihanetçi ekibe açık destek veren olmaktaydı. Özgürlükçü Kürt  Almanya için teröristti, ihanetçi  ajan kürt baş tacıydı Avrupa ve Almanya için. 120 b maddesiyle hala günümüzde legal demokratik kürt siyasetçilere soruşturma, kovuşturma, yakalamaların devam etmesi, bu ajan çizgiye ve Türkiye soykırımcı siyasetine destektir.

1 Haziran 2004’teki atılımı Büyük orta doğu projesine karşı önemli bir barajlaşması görevini yerine getirmiştir. 2019 yıllında dört öncü PKK yönetici kadrosunun başına ödül konulması da bu güçlerin kuyruk acısı olmaktadır. 2005 te demokratik konfederalizmin ilanıyla ihanetçi işbirlikçi çizginin kaybedişi, özgürlükçü kürdün zaferini ilanı olmaktaydı. Abdullah Öcalan’ın 2007 de avukatlarıyla yaptığı bir görüşmede, halkımıza müjdeyi verin komplo kaybetmiş, konfederalizm çizgisi kazanmıştır sözleri özgürlükçü kürt karşısında ihanetçi ajan çizginin tutunmadığını, tutunamayacağını  veciz kavratıcı sözleri olmaktaydı.

Uluslar arası ve yerli gerici fasit sömürgeci güçler karşısında kazanan zafer çizgisi tam ne anlama geliyordu? Birincisi klasik ulusal kurtuluş çizgisinde demokratik ulus çizgisine evirilmesiydi. İkincisi iktidar odaklı zihniyette kopuştu. Bir nevi belli toprak coğrafya üzerinde yaşayanların bir etnisteye dayalı milliyetçi egemen zihniyetin terk edilmesiydi. Tek etnisteye dayalı iktidarcı milliyetçi tekli ulus yerine, demokratik konfederal çizgi olan demokratik çoklu ulus çizgisine gelmeydi. Kürdistan için ulus devlet mi, demokratik ulus çizgisi mi daha kazandırıcı olur sorusunun cevabı bugün Rojava başur örneğine bakılarak daha iyi anlamış oluruz. Pratikte günceliğini koruyan bu iki örnek mukayese edilerek bir tahlil sonucuna gidebilinir. Bugünü iyi anlamak isteyenlere önerimiz. Sayın Abdullah Öcalan’ın Bir halkı savunmak ve Özgürlük sosyolojisi kitaplarını okumalarıdır. Okunursa bugünü ve dünü daha iyi kavranılmış olunacaktır. Eğer bugünü ve dünü doğru anlamak istiyorsak bu iki kitabi yastığımızın başköşesi yapmak yerinde olacak davranıştır. Bu kitaplar doğru işlenmez, kavranılmazsa ne bugünü doğru anlarız, ne doğru bir fikir edinmiş oluruz.

Son olarak her kes kendince 1998 ile 1 Haziran 2004 ara döneme ilişkin yorum yapabilir. Ancak bu dönemi en veciz haliyle değerlendiren halkların önderi sayın Abdullah Öcalan olmaktadır. PKK doğuşunu üç aşamaya bölmektedir. Birinci doğuşu yedi yaşında annesiyle köyde kavgası ve arkadaşlarıyla kurduğu bağ ve bu bağın köy arkadaşlığından siyasi arkadaşlığa dönüş ve 1984 15 ağustos atılım dönemi, İkinci doğuş 1984-1998 erken iktidarcı çizgiyle ulus ulus devletçi çizginin tıkanma hali ve üçüncü doğuşu da 1999 da İmralı’yla son bulacak uluslararası komplo ve bu komploya karşı iktidarcı devletçi reel sosyalizme karşı demokratik ulus ve demokratik konfederalist sosyalizm çizgisinin doğuşu.

40 yıllı aşan mücadele hep bu içiçelik, döngü sınırlar içinde yol alırken ihanet ve zafer çizgisi de PKK de at başı yarış halinde günümüze kadar gelen gerçek olmaktaydı. 2010 Devrimci Halk Savaşı kararıyla PAJAK kadın partisiyle Osman Botan sahsında düşürülmek istenen kadın gerçeğini ideolojik politik asker anlamda en iyi cevap olarak Gulanların, Viyanların, Arjinlerin, Delal Amedlerin, Arin Mirxanların onurlu özgürlükçü kadın partisi olarak hak ettiği yerini alırken, PKK dört parça Kürdistanda konfederal sistemin ideolojik politik öncülüğüyle, KCK’lerin inşa kurmay heyeti olmayı hak etmekteydi.

1 Haziran 2004 zafer atılım çizgisine bağlılık kararlılık düzeyi uluslararası komplonun gün gün boşa çıkaran pratiği olmaktaydı.  Üçüncü yol tabir edilen bu çizgi ne kadar halklarla buluşur toplumcu karakteriyle yaşamsalaşırsa o kadar gelişir zaferlere zafer katacaktır.

Kürt halk önderinin sözüyle bitirmek gerekirse, Kutsal savaş yoktur. Meşru savunma savaşları vardır gerçeğin idrakinden bir an olsun ayrılmadan, demokratik ulus çizgisini ulus devlet çizgisi karşısında başarılı hayatta geçirmek en meşru öz savunma yoludur. Bu yolda yol alır, yol aldırabildikçe, ezilenler bir o kadar nefes alır, alınan bu nefesle özgürlükçü bilinç dünyaları, ulus devlette karşı demokratik toplumcu ulus inşacıları olmayı hak edecektir. 1984 15 Ağustos atılımı nasıl ki kör karanlığa sıkılan kurşun olduysa, 2004 1 Haziran atılımda Kürdistan toplumlarına, Türkiye halklarına ve bir bütün Ortadoğu halklarına kendi olma, kendini gerçekleştirme hamlesinin aydınlatıcı sosyalist demokratik ulus inşa temeli olmaktadır. Bu bilinç görevle 16 yılına giren 1 Haziran hamlesinde yer alıp ta bugüne kadar bedenlerini özgür Kürdistan demokratik Ortadoğu federasyonu özgürlüğüne katık eden tüm şehitlerimiz saygı minnetle anmayı görev saymaktayız.

Biji Berxedane Jiyane

Yaşasın Direniş Yaşam