68 kuşağı ve yoldaşlığı

68 kuşağı ve yoldaşlığı

Başta 292 gün adil yargılanma talebiyle açlık grevine gripte şehit düşen Mustafa Koçak devrimci yoldaşı saygıyla anıyor direnişi biz devrimcilere örnek olsun diyorum. Helen Bölekte 288 günlük direniş ardında şehit düşerken başka ölümler olmasın talepleri yerine gelsin demişti yoldaşları sevenleri, dostları. Ama Mustafa Koçak ardı sıra şehit düşerek bu istem yerini bulmamış oldu. İbrahim Gökçek yoldaşta hala açlık grevinde ve 314 gündür direnişini devam ettirmektedir. Daha ne kadar bu direnişçinin direnişi devam eder beli değildir.

Devrimcilerin safı belidir. Saf, Faşizme karşı adil onurlu insanca kalmak, insanca duruş sahibi olmaktır. Faşizme karşı duruş olmasını bilenlerin yanında olmak/olabilmek ortak insani vicdani ahlaki görevdir. Türkiye Faşizmi doksan yıldır ayakta ise devrimcilerin yekvücut olmama zaafındandır.

TC Kuruluşunda Çeteci Topal Osman eliyle Mustafa Suphileri Karadeniz’de boğdururken, Osmanlı katliamcı geleneğini devir almaktaydı. 1915 Ermeni, Süryani halkların katliamı, Bedrettinlerin, Celalli isyanların derdest edilmesi geleneğinin Mustafa Suphilerde sirayetiydi.

Peki, TC kuruluşunda Suphilerle başlayan bu komploculuk Suphilerle sınırlımı kaldı. Tabii ki hayır!  Bumergen bıçağı gibi, dönüp dönüp bugüne kadar kesip durmaktadır. Suphilerden sonra Kürtleri öldürerek yoluna devam etti. Sadece Kürtlerimi? Tabii ki değil. Rum, Patnos, Pomak, Laz, Çerkez, Süryani Araplara da yöneldi. Farklı farklı renkler, diller, geleneklere yöneldi, derin asimilasyonla tam bir ulusal toplumsal soykırımda bulundu. Sex Saitlerin idamı, öncesi Yeşil Ordu Komutanı Çerkez Etem ve başka direnişçileri ortada kaldırmak Irkçı TC’ nin kuruluş harcı oldu. Bu Harçla TC Faşizmi Anadolu Mezopotamya halkları üzerinde belalı faşist sistemini inşa edebildi ve bugüne kadar getirebildi.

Dünden bugüne ırkçı ulus devletini ayakta tutmanın yolunu tehlike gördüğü ne varsa düşman saydıklarını terminatör benzeri yok etmeyi kendi varlık gerekçesi saydı. Gerekçesi haline getirdi.  Yok, edici faşist zihniyet iktidarda kaldıkça yok etmeye devam edecektir. O zaman nasıl bu yok edici Faşist devlet ve rejimin önüne geçilecektir? Tabi ki 68 Kuşağın devrimcilerini örnek alarak. Bu örnek neydi? Farklı düşünebiliriz. Ama faşizm birimize yöneldi mi, hepimize yöneldi sayar yönelen yoldaşların intikamını almak bir devrimci yoldaşlık ahlaki görev saymış olmalarıdır.

Mahirler Maltepe de Firar ederken Denizlerin İdamını durdurmak için Radarı basıp üç İngiliz rehine ile Kızıl dere Köyüne çekilmişlerdir. İbrahim Kaypakkaya Sinan Cemgillerin intikamını almak için İnekli köyün ajan muhtarını cezalandırmaktaydı. Bu devrimci sahiplenme 68 kuşak yoldaşlığın biz ardıllara bıraktığı yoldaşça mirastır. Peki, biz ardılılar bu mirası ne kadar sahiplendik. Bu mirasın devamcıları olabildik? Bugün Helen,ardında Mustafa belki birkaç güne kalmaz İbrahim’in şehadetini duyacağız ki; bu şehadetler başka şehadetlerin tek tek gerçekleşmesi biz devrimcilerin ortak direniş geliştiremeyişimizin eksik duruşunda kaynaklıdır.

Duruşumuz Mahirlerin, İboların Denizlerin yoldaşlık duruşuna ne kadar uyar. Ne kadar uymaz.Uymadığı ortadadır. Böyle olunca bu şehadetlerin oluşuna bizde bir o  kadar ortakız. Mahirin Denizleri, İbo’nun Sinanları dert ettiği gibi Helin,  Mustafaları dert edemediğimizdendir ki, bu kadar uzun süren açlık grevi sonrası bu ölümler gerçekleşmiş oldu. İntikam duygumuzu, kavgamızı ortak kılmadıkça Helin, Mustafa devamında İbrahim Gökçelerin şehadetleri devam edecektir, bu ölümler karşısında biz faşizm güçlü  deyip kendimizi mi avutacağız.

Biz ezilenler, devrimciler Faşizm karşısında ortak devrimci bilinç ruhla duruş olmadıkça faşizm katledecek, katletmeye devam edecektir. Bu anlamda Halkların Birleşik Devrim hareketini 68 yoldaşlık ruhuyla buluşturup eylem duruşumuzu görünür kılmak zorundayız. Halkların Birleşik Devrim hareketi 2016 da kuruluşun ilan ederken bu bilinç dağarcığıyla ilanını gerçekleştirdi.  Öncülükte halla fazla görünür olunamıyorsa bu faşizmin toplumun hücrelerine kadar nüfuz etmesindendir. Toplumu milliyetçi, dincilik, cinsiyetçi, bilimcilik hastalığıyla teslim almasındandır. Milliyetçilik ırkçılıkla özdeşleşmiş ve ırki anlamda kendisinde olmayanı yok etme üzerine inşa etmiştir. Dinciliği sunicilikle ideolojik sömürü aracı haline getirerek herkesi sunnileştirmeye, sunnileşmeyen farklı inanç merkezlerini düşman sayarak yokedici yaklaşmıştır.

Cinsiyetçilikle sahte aile eş,kadını doğurgan makine haline getirip erkeğin tam kölesi durumuna düşürmek hedeflenmiştir.Bilimciliği,modernizem  sayarak batılaşma adına  Anadolu, Mezopotamya öz toplumsal değerlerini yok sayarak  ulus devlet  kuruluş amacı saymıştır.Tüm kültür zenginliklerini yok etmeyi Münhasır medeniyet seviyesine ulaşma ad etmiştir. Bu yozlaştırma öyle bir derinleşmiş ki, 68 kuşağın devrimcilerin  ölüme giderken haykırdığı sloganla bağımsız özgür demokratik Türkiye ışığın  bir daha yanmaması, Türkiye halkların özgür demokratik talepleri gün yüzüne çıkmasın diye,daha bir karanlık koyu ırkçı faşist yönetime dönüşmüştür.

Faşizm demagoji üzerine kendisini inşa eder. İdeolojik argümanı giydirdiği ırkçı elbisedir. Bir Türk dünya bedeldir. Türk öğün çalış, Biz Türklerin Türklerden başka dostu yoktur safsataları TC faşist cumhuriyetin faşist demagojik takım  elbiseleridir. Topluma giydirilen bu elbiselerle yüzyıldan fazla Anadolu Mezopotamya  üzerine çöreklenmiş ve toplumu/toplumları bu ırkçı argümanlarla zehirleterek yönetir olmaktadır. Böyle olunca devrimcilerin işi hiçte kolay olmamaktadır. Doksan yıllık sistem bu ırkçı elbisenin giydirilmesiyle ayaktadır. İnsanların şuuru bilinci eğilimleri bu bilinçle  hapsolmuş, hapsolan bu bilinçle toplum yönetilmektedir. Yönetilen böylesine toplumlar devlet faşizmin partilerine elbet aldanacak,onların taraftarı, militanı kavgacısı durumuna gelecektir. Eğer devrimciler dağınık durmaya devam ederlerse,birlik olmazlarsa iradeleri dışında faşizmin değirmenin kendiliğinde su taşıyıcı durumuna düşeceklerdir. O zaman ne yapılmalı. Yapılacak iki şeydir. 68 kuşağı devrimci ruhunu canlandırmak. Faşizme karşı ortak devrimci ruhla ortak cephe hareketti olarak ortak saflarda buluşup ezilenlerin kırılan umudunu bir daha özgürlük umuduna çevirmektir. Farklı oluşumdan olan örgütler ve bu örgüttün devrimcileri olarak ortak buluşma içinde olabilseydik kesinlikle Helin ölmezdi. Ardında Mustafa ölmezdi.

Yeni ölümlerin önüne geçmek istiyorsak, 68 kuşağın ruhu nasıl Kobani de atıldı ise, bir bütün Türkiye ve Ortadoğu da bu ruh  yeniden canlanmalı, örgütlülüğe dönüşmelidir. Nasıl ki Emperyalizmin gübreliğinde çıkan çağdışı DAİŞ   faşizmine karşı devrimciler halklar bir olup DAİŞ’e karşı zafer kazandılarsa, Türkiye  devlet faşizmine karşı Kobani Rojava ruhuyla pekala zafer kazanmak mümkündür. Bugün Ortadoğu gerici faşist rejim devletleri içinde Rojava halkların sosyalist özgürlükçü yıldızı olarak hala parlıyorsa bu enternasyonalisit ve o topraklarda yaşayan halkaların DAİŞ ve yerli gerici güçlerine karşı ortak cephede buluşmaları sayesindedir.

Rojava ruhu 68 kuşağın güncellenmiş ruhudur. Bugün Rojava da dağda gerillanın alnında parlayan ışık denizlerin mahirlerin, İboların ışığıdır. Halkların Birleşik Devrim Harekettin doğuşu 68 kuşağın yarım kaldığı yerde başlama adıdır. Halkların Birleşik Devrim hareketi güncel pratik devrim görevlerini yerine getirdikçe faşizm gerileyecek, çaresiz duruma düşecektir. Halkların Birleşik Devrim Hareketi Devrim ısrarında yoldaşlık görevlerini yerine getirmede ısrarcı olursa işte o zaman sonbaharın ağaç dalında döşen yaprak misali devrimcilerin ölümü gerçekleşmemiş olacaktır. Bu bilinç ruhla Mayıs ayı şehitlerini anarken Mayıs ruhu tüm ezilenlerin  1 Mayısına dönüştükçe ve dünyanın her yerinde bu direnişin ortak Türksünü söyler duruma geldikçe  işte o zaman İbolor, Denizler, Mahirler.Hakiler. Ferhat ve dörtler, Şirin Elhumiler ve en son uzun açlık grevinde şehadette ulaşan Helin Mustafaların direnişleriyle ortak bir ruhta birleşiriz. Bu ruh birliği direnişe kavuştukça dalga dalga Ortadoğu ve özelde Türkiye faşizmin kapkara karanlığı işte o zaman yırtmış olacağız.

Acılarımızı ortaklaştıramadığımız sürece Faşizm öldürmeye devam edecek, halklar ezilmeye ezdirilmeye devam edilecektir. Direnişçilerin tek başınalığı yeni ölümler getirecek bu ölümler daha fazla canımızı yakacaktır. Yeni acılar yaşamak istemiyoruz diyorsak o zaman acil yapılması gereken Özel TC ve Ortadoğu sömürge ve uluslararası Hegomonik emperyalist güçlere karşı ortak tutum sahibi olmak ve meşru savunma durumuna geçerek kendimizi savunarak özgür demokratik sosyalist vatan topraklarında yeni yaşam düşümüzü ancak gerçekleştirmiş oluruz. Bugün özgürlük demokrasi sosyalizm cephesinde buluşmak dünden bugüne farz olan durumdur. Daha fazla bu durum ertelenmemeli  gecikmemelidir. Halkların Birleşik devrim hareketti olarak canlılığımızla halklara ezilenler umut olmayı başaracak adımlar atabilmeliyiz. Bu adımlar pratikleştikçe Mustafa Suphiler, Sax sait, Seyit rıza, Mahir, İbo, Deniz ,Haki, Mazlum, Kemal, Agit, Mirkan, Şilan, Helin, Kemal kaçmazların ruhu bir bütün dilden dile dolaşan türkü, patlayan mermi olacaktır. Faşizm bunun karşısında o zaman yenilen duruma gelecektir.

Bu temelde 1 Mayıs Şikoga işçilerin direnişçilerini, 1978 Taksim 1 Mayıs şehitlerini, 2 Mayıs Mehmet Karasungur, İbrahim Bilgini, 6 Mayıs Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan 10 mayıs 2010 PJAK üyesi Sirin Elemhuli, Ferzad Kemanger, Ferhad Wekili, Eli Heyderyan, 17 Mayısta Fuat Çavgun, 18 Mayısta Amed zindanında Ser verip sır vermeyen büyük direnişçi İbrahim Kaypakkaya, Yene ilk Apocu kadrolarında Enternasyonalist Haki Karer,Mazlumun izinde giden ve Amed zindanında karanlık kabusu bedenlerini ateşiyle aydınlığa dönüştüren Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin, Eşref Anyık yoldaşları anarken, 1971 yılın 31 Mayısta Nurhak’ta THKO gerillaları Sinan Cemgil, Kadir Manga, Cihan Alptekini saygı minnetle anarken, Mayıs ayında ismini zikir etmediğimiz tüm mayıs  şehitlerini saygı minnetle anıyor, ışıklı yollarında ayrılmayacağımız sözünü bir daha yenilemek istiyoruz.

Siyabend Jiyan

26.04.2020