Ölümsüzlerimiz Karanlıkta Kutup Yıldızılarımızdır

Ölümsüzlerimiz Karanlıkta Kutup Yıldızılarımızdır

Mayıs ayı devrim ve özgürlük mücadelemizin ateşinin harlandığı, özgürlüğe giden yolda ve halkların kurtuluşu için ödenen bedel, fedai ruhun sonsuzlaşması ve direnişler ile anılmalıdır. Çünkü Mayıs ayı İbrahimlerden  Denizlere, Hakilerden Dörtlere, Mehmet Kurnazlar şahsında yitirdiğimiz kahraman öncülerimiz ve dünya proleteryasının emperyalist kapitalist siteme karşı uzlaşma yerine savaşmayı tercih edenlerin mirasıdır. Özgürlük ve devrimin ağacı ölümsüzleşen yoldaşlarımızın kanıyla bugün daha görkemli ve daha derine kök salmıştır.

Mayıs ayında Türkiye devrimci hareketinin öncü kadrolarından olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan dar ağacında “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!” diye haykırmış,  İbrahim Kaypakkaya “ser verip sır vermeyerek” direniş geleneğinin öncüsü olarak vahşi bir işkenceyle katledilmiş, 1 Mayıs’ta ise Taksim’de 34 emekçinin katliamı gerçekleştirilmiştir. Türk halkının en yiğit, en fedakar ve en bilinçli evlatlarından birisi olan Haki KARER, Türk halkının ve emekçilerin özgürlüğü ve kurtuluşunun, Kürdistan halkının özgürlüğünden geçtiğinden hareketle, Kürdistan devrimine yaşamını adamış, halklar arasında eşit-özgür birlikteliği geliştirmenin köprüsü olarak öncü ölümsüzlerimizden olmuştur. Kürdistanda Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner yoldaşlar, Mazlum Doğan yoldaşın 12 Eylül faşizminin dayattığı karanlığa karşı üç kibrit çöpüyle başlattığı isyan ateşini kendi bedenlerinde söndürülemeyen bir özgürlük yangınına çevirmişlerdir. Ayrıca yüzlerce Kürdistan Özgürlük savaşçısı Mayıs ayında ölümsüzleşmiştir. Rojava topraklarında “İnsan bir kez doğar bir kez ölür, devrimciyse her ikisini de doğru yapandır” diyerek  Mehmet Kurnaz (Ulaş Bayraktaroğlu) faşizmin kalbine hançeri saplayarak, savaşarak ölümsüzleşmiştir.

Sömürgeci faşizmin en vahşi işkenceleri karşısında bile Türkiye ve  Kürdistan halklarının özgürlük umutlarını sürekli bir biçimde diri tutmak ve insanlığın doğuşuna beşiklik etmiş bu topraklarda tarihe yaraşır  özgür bir yaşamın kurulması için canlarını ortaya koymuşlardır. Bu konuda en küçük bir tereddüt dahi göstermemişlerdir. Kendilerini, en amansız koşullarda bile devrim ve özgürlük mücadelesine adamış, emekçi halkaların özgürlüğüne ve geleceğine karşı sorumlu görmüşlerdir. Tarihin her zaman okunacak eşsiz kahramanlık destanını böyle bir ateş çemberi içinde yazmayı başarmışlardır. Onların direnişleri, yatağına sığmayan birer ırmağa dönüştü. Yüz binlerin isyan ateşi, başkaldırının sembolü oldular…

Emperyalist kapitalist sitem ve faşizmin saldırıları altında zorlu süreçlerden geçiyoruz. Karşımızda ki düşman gerçekliği faşizmin en gaddarı, en vahşisi ve en katliamcısıdır. Vahşi sistemin en usta uygulayıcısı olan düşman, Türkiye ve Kürdistan emekçi halklarını, kar hırslarından vazgeçmeyerek pandemi ile ölüme terk etmiştir. İnsanlar ölüm kalım savaşı verirken hapishaneleri ölüm yerlerine çeviren, Kürt ulusunun kazanımı olan belediyelere kayyumlar ile saldıran, Rojava topraklarında yaşayan halkların su tesislerini bombalayan, işçi ve emekçileri hergün ölüme gönderen ve işçinin grev yapmasını yasaklayan faşizm topraklarımızda ezilmeye mahkumdur. Ve bunu ezecek olan Birleşik Mücadele kendini yakıcı biçimde dayatmaktadır. Buna cevap olmak bizlerin tarihsel ve güncel görevi, ertelenemez pratik sorumluluğudur.

Düşman her gün gün daha fazla kan kaybediyor. Ekonomik ve siyasal kriz, yönetme becerisinden uzak sadece savaştan ve kandan anlayan faşist bir iktidarı daha da güçsüzleştirmiştir. Bugün milyonlar bi sömürgeci faşist iktidara öfke duymaktadır. Bu öfke, birleşik devrim bilincinin  çelik yumruğu ile birleşmesiyle nekahat döneminde ki faşizm son nefesini verecektir. Ölümsüzlerimiz bizlere ve emekçi halklarımıza,  bu çelik yumruğun harcını miras olarak bırakmıştır. Bu harçta İbrahimler’in, Denizler’in, Hakiler’nin Mehmetler’in kanı vardır. Bu harç, bu bilinç, sistemin krizine çözüm bulan değil onu derinleştiren ve yıkandır. Sistemin içine düştüğü krizi reformist, liberal yöntemlerle tedavi eden değil onları devrimci yöntem ve zor araçları ile devrime götürenler bugün halkların huzuruna başı dik çıkabilirler. En keskin, en net söylemi söylemek ve bunu hayata geçiren pratikler, bugün gerçekliğinde ölümsüzlerin sesini halkların kurtuluş kavgasına taşımak olacaktır. Sözün gücü eylemin gücüdür.

Unutulmamalıdır ki Ölümsüzlerimiz sadece düşmana karşı değil değil aynı zamanda gerçek zamanda var olan sözde ilerici görünen reformist liberal tüm eğilimlere karşıda bir savaş bayrağıdır. Onların ölümsüzleşme şekilleri ve son eylemleri, bu bulanık kokuşmuş sahte mücadele tarzlarının yarattığı karanlıkta bizim kutup yıldızımızdır. Halkların öfkesini sönümlendirmeye çalışan tüm eğilimlere bir karşı devrimci bir duruştur. Bugün onların bıraktığı bu devrimci mirası sahiplenmesi gerekenler onlar gibi direnenler olmalıdır.

Tüm ölümsüzleşen yoldaşlarımız ve kahramanca direnişler nedeniyle Mayıs ayı ölümsüzler ayı olarak her zaman olduğu gibi, bugün de mücadelemize ışık tutmakta, direniş ve özgürlük mücadelemize yön vermektedir. Onların sesi Rojava’dan Kürdistan dağlarına, Toroslardan yoksul emekçi mahallerine, zindanlarda fabrika okullara taşınmalıdır.

Ezilen halkların birleşik mücadelesini örmek, sokağın, amfilerin, fabrikaların, dağların eylem dilini dur durak bilmeyen bir enerjiyle kuşanmakla mümkündür. Birleşik mücadelenin neferleri olarak, halkın dili, sözü ve eylemi olarak mücadeleyi ileriye taşımak, ölümsüzlerimizden devraldığımız mücadele bayrağının gereğidir.

Birleşik Devrimci Mücadelemiz faşizmi yenecek ve halklarımız kazanacaktır.

Mayıs Ayı Şehitleri Ölümsüzdür!

Şehit Namirin!

İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer, Mehmet Kurnaz  ve Mayıs Ayı Şehitleri Birleşik Mücadelemizde Yaşıyor!